Kadın Şarkıcıya Ne Denir? Bir İzmirli’nin Felsefi ve Mizahi Yaklaşımı
Kadın şarkıcıya ne denir? Bu, hayatın anlamını sorgulayan bir sorudan çok daha fazlası. Gerçekten, kimseye cevap veremediği zamanlarda “Kadın şarkıcıya ne denir?” sorusunu sormak, insanı bir nevi rahatlatıyor. Ama neyi rahatlatıyor? Bunu çözemedim henüz. Neyse, ben yine de bu sorunun derinliklerine inmeye karar verdim. İzmir’de yaşayan, esprili ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir insan olarak, bu konuda birkaç şey söylemem gerektiğini hissediyorum. Hazır mısınız? Hep birlikte, bu önemli soruya bir cevap bulmaya çalışalım.
Kadın Şarkıcıya Ne Denir? Sorunun Temeli
Birinci sorum şu: Kadın şarkıcı denince gerçekten ne anlıyoruz? Ya da daha doğrusu, kadına şarkıcılıkla bir sıfat mı ekliyoruz? Mesela erkek şarkıcılara bakınca, onların “şarkıcı” etiketini kabul etmemiz gayet doğal. Ama kadına neden sürekli bir sıfat ekleniyor? İşte burası biraz karışık. Kadın şarkıcı denince, sanki onun müzik yapma yeteneği kadar, fiziksel ve duygusal özellikleri de devreye giriyor. Şarkıcı, kadın, güzel, duygusal… Bütün bu etiketler, onun şarkıcılığından önce düşünülmeye başlanıyor.
Ama gerçekten “Kadın şarkıcıya ne denir?” sorusunun cevabı, belki de kadın ve şarkıcılık arasındaki bu ince çizgide yatıyor. İzmir’deki arkadaş grubumda bile böyle bir tartışma açsam, hemen herkesin bir fikri var. Bir tanesi der ki, “Bence kadın şarkıcıya şarkıcı denir, eklemeye gerek yok.” Diğer arkadaşım ise, “Ama kadın şarkıcılar şarkı söylerken çok daha duygusal olur, o yüzden onlara ‘şarkıcı’ demek yeterli olmuyor, ‘sanatçı’ demek lazım!” Tam bu noktada iç sesim devreye girer:
İç Ses: “Ya ama kadın şarkıcı dediğinde neden hep duygusallık, zarafet, güzellik gibi şeyler geliyor aklına? Bir kadına şarkıcı denince, onun zaten duygusal olmaması mı bekleniyor?”
Ben: “Evet ya, ya da bir erkek şarkıcıda ‘duygusal’ demek biraz garip oluyor. Mesela, ‘Berkay çok duygusal şarkılar söylüyor’ demek, o kadar doğal ki ama kadınlar için bu ‘duygusallık’ biraz fazla mı?”
Bazen bu konulara o kadar kafa yoruyorum ki, İzmir’in sahilinde yürürken ‘Kadın şarkıcıya ne denir?’ sorusuyla karşılaştığımda, bu sorunun hem absürd hem de gerçek anlamda derin bir soru olduğunu fark ediyorum. Gerçekten, kadın şarkıcılara ne denir? Zaten kadınlar her zaman bir sıfata ihtiyaç duyar mı? Sanatçı, şarkıcı, sesiyle dünyayı saran… Hepsi olabilir. Peki ya “şarkıcı” sadece bir sıfat değilse?
Kadın Şarkıcılara Verilen Sıfatlar: Klişe mi, Gerçek mi?
Şimdi hadi biraz daha mizahi bir bakış açısına girelim. Eğer bir kadın şarkıcı, popülerse ona “diva” diyoruz. Ama bu bir “etiket” mi, yoksa gerçekten bir tanım mı? Kendi içimden bu konuda bir espri yapmadan edemiyorum:
İç Ses: “Diva demek, ‘Beni dikkatle dinleyin, ben buradayım!’ demek gibi bir şey aslında. Hem de çok yüksek sesle, kimseyi takmadan… Gerçekten, ya başka bir şey demek lazım!”
Kadın şarkıcılar popüler olduğunda, ya da kadın şarkıcılar sahneye çıktığında, genelde ona “diva” ya da “prenses” denir. Hani, ‘Bütün dünyayı kendine aşık etmiş, kendini izleyicilerin gönlünde taht kurmuş biri’ gibi bir havaya bürünür. Ama bu sıfatlar, bazen biraz klişe olabiliyor. Evet, kadın şarkıcıları saygıyla anıyoruz, ama işin içine bazı klişeler de giriyor. Örneğin, bir kadın şarkıcının kıyafeti, sesi, güzelliği, estetiği hepsi müzikten önce değerlendiriliyor. Oysa erkek şarkıcılarda bu gibi tartışmalar nadiren yapılır. “Serdar Ortaç’ı niye dinliyorsunuz?” diyen birine karşı herkes ‘çok güzel şarkı söyler’ diye cevap verir. Ama aynı durumu bir kadın şarkıcıda, “Neden dinliyorsun?” sorusuyla karşılaştığında, cevaplar hep farklı olur.
Ben: “Ya ama bir kadın şarkıcı da sadece şarkı söylemek istemiyor olabilir mi? Belki de sadece bir insan, o kadar duygusal, o kadar özeldir ki… Ne bileyim, mesela bir Safiye Ayla, değil mi? Şarkıları, sadece şarkılarından daha fazlası. O dönemler bir kadının şarkıcılık yapabilmesi bile ciddi bir cesaret işiydi.”
Bu noktada, kadın şarkıcıların sadece fiziksel görünümleri ya da sesleriyle değerlendirilmesinin ne kadar dar bir bakış açısı olduğunu fark ediyorum. Bir insanı sadece görünüşüyle tanımlamak, aslında ona verilen en büyük haksızlık olurdu. Ama neden bir kadına şarkıcı dedikçe, ona yüklenen anlamlar bir türlü normalleşmiyor?
Bir Kadın Şarkıcının Gündelik Hayatındaki Yeri
İzmir’de bir kafede otururken, yan masada bir grup insan tartışıyor: “Kadın şarkıcıya ne denir?” Biraz dikkatli dinleyince, hemen odayı kaplayan sessizliğe şahit oluyorum. Şarkıcılar, şarkı söyleyen insanlar olmanın çok ötesinde, aslında toplumsal figürler. Yani bir kadının sesi, çoğu zaman yalnızca şarkıların ötesinde bir etki yaratabilir. Şarkıcılık, bir bakıma kadının kendisini ifade etme biçimiyle doğrudan ilgili. Tabii ki, bir insan şarkıcı olduğunda, sadece şarkı söylemekle kalmaz. Bir toplumun hayatında yer alan bir kadının, sanatıyla nasıl daha fazla var olabileceği de tartışılmalıdır.
Bir kadın şarkıcı, işyerinde de karşısına çıkan herkesin beklentisini taşıyor olabilir. Kendisini sevip dinleyenlerin sayısı arttıkça, belki de daha büyük bir baskıyla karşılaşıyor. Bunu derken şunu demek istiyorum: Bir kadın şarkıcı, şarkı söylese de, iş dünyasında da bir kadın olarak var olmalı, kadınlık kimliğini unutmamalı. Yani kadın şarkıcı deyince, onun yalnızca şarkıcılıkla değil, tüm toplumsal kimlikleriyle değerlendirilmesi gerek.
Sonuç: Kadın Şarkıcıya Ne Denir? Herkesin Cevabı Farklı
Sonuç olarak, kadın şarkıcıya ne denir sorusunun bir cevabı yok. Onu farklı sıfatlarla tanımlayabilirsiniz: Diva, sanatçı, şarkıcı, ruh… Ama belki de her birimiz için, bir kadının şarkıcılığı farklı anlamlar taşıyor. Kimisi sadece şarkı söyleyen birini, kimisi de bir toplumun sesini dinlemek olarak görüyor. Ama her halükarda, kadının şarkıcılığını tanımlamak, sadece şarkılarını değil, aynı zamanda varlıklarını da anlamak demek. Belki de kadın şarkıcılara daha fazla sıfat yüklemek yerine, onları olduğu gibi kabul etmek gerek.
Ve belki de işin sonunda bu kadar kafa yorduğumuz şey, “Kadın şarkıcıya ne denir?” sorusunun yalnızca içsel bir keşif olduğudur.