Haç’ı Kim Takar?
Bir sabah, her zamanki gibi gözümü açtım, kahvemi alıp evin salonuna geçtim. Yağmur yağıyor, pencereyi açtım, dışarıyı izledim… ve tabii ki beynimdeki onuncu düşünce yine aynıydı: “Haç’ı kim takar?”
Evet, bu soruyu cidden düşünüyorum. Herkesin elinde bir haç, herkesin boynunda, herkesin göğsünde. Ama kim takar bu haçı, gerçekten kim? İzmir’deki günlük yaşamın içinde, en basit anlarda bile bu düşünce aklımı kurcalamaya başlıyor.
Ve o an, aklıma bir şey geliyor: Kendi arkadaşlarım! Evet, bu işte bir iş var. Kimler takar, kimler takmaz? Hadi gelin, bunu birlikte çözmeye çalışalım. Ama tabii her şeyden önce biraz eğlenelim.
—
Haç ve Ben
Siz hiç sabahları uyanıp “Bugün bir haç taksam mı?” diye düşündünüz mü? Hayır, kesinlikle, bunu yapan biri değilim. Ama bazen, “Neden insanlar boynunda haç taşıyor?” sorusu beni düşündürür. Düşünsenize, bir gün sokakta yürüyorsunuz, biri size “Merhaba” diyor, başında haç var. Şimdi, burada önemli bir soru var: O haçı gerçekten dindar olduğu için mi takıyor? Yoksa sadece şıklık mı, belki de moda olduğu için?
Benim durumum biraz farklı. İzmir’de bir kafede otururken, ya da sabahları kıyafeti seçerken, haçın gerçekten bir sembol mü yoksa sadece bir aksesuar mı olduğunu sorguluyorum. Haç takmak, bir sembol mü yoksa sadece başkalarına bir şeyler anlatma çabası mı? O kadar basit değil işte. “Kim takar?” sorusu burada devreye giriyor. Birileri işin içine dindarlığı katıyor, kimisi de “Biraz farklı olayım” diyor. Bu ikisi arasındaki farkı ben tam olarak çözebilmiş değilim.
—
Kim Takar, Kim Takmaz?
Bazen arkadaşlarımla dışarıda takılırken, biri elini göğsüne koyup “Allah’ım” diyor, diğeri ise gülerek “Benim de haçım yok ya!” şeklinde espri yapıyor. Aramızda bir çeşit haç kültürü oluşmuş gibi bir şey. Kimse gerçekten bir haç takmak için dini bir yükümlülük hissediyor mu? Bilmiyorum, ama sanırım takmayan birinin bile takmaya karar vermesi bazen sadece “Bunu farklı yapmalıyım” hissinden kaynaklanıyor.
Mesela, Cemal vardı. Bir gün sabah iş yerinde bana gelip “Bu sabah haç almayı düşünüyorum, ne dersin?” diye sordu. Cemal’in yüzüne baktım, gerçekten de işin içinde bir şeyler var gibiydi. Bunu dediği sırada elinde kahvesi vardı, diğeri ise patates kızartması yemeye devam ediyordu. “Yani haç takmak istiyorsun? Neden?” diye sordum. O da “Bilmiyorum, belki o kadar stil sahibi olurum ki, işyerindeki herkes benden ilham alır!” dedi. İşte Cemal, asıl soru burada! Kim takar? Moda için mi, dini vecibe olarak mı?
Tabii, biz Cemal’le gülüp geçtik ama bu soru hep kafamda kaldı. Haç’ı kim takar? Öyle bir sembol ki, çok az kişi gerçekten neden taktığını bildiğini söyler.
—
Haç ve Moda
Haç takmak, bir zamanlar sadece dini bir anlam taşırken, günümüzde bir aksesuar haline gelmiş durumda. Artık kimse sadece “Ben bir Hristiyanım” demek için haç takmıyor. Birçok genç, haçı sadece şıklık amacıyla kullanıyor. Birçok tasarımcı, haçı moda dünyasına entegre etti. 2010’lar boyunca altın, gümüş, pırlanta haçlar, dikkat çeker hale geldi.
Bir arkadaşımın takısına bakıyorum, her tarafı ışıltılı haçlarla dolmuş. “Bu ne?” diye soruyorum. “Ya, ben sadece hoş durduğunu düşündüm, bir anlamı falan yok” diye cevap veriyor. Bunu dedikten sonra “Peki, bu takıların ne anlamı var?” diye sordum. O da “Sadece yakışıyor işte” dedi. Sanırım, haç takmak modaya da uyum sağlıyor. Ciddi anlamda, bu takıyı takan kimse “Ben gerçekten dini bir sembol taşıyorum” demiyor. Öyle olsa, her an her yerde dini bir konuşma yapmamız gerekirdi.
—
“Takmalı Mıyım?”
Zaman zaman, aklımda şu soru beliriyor: “Ben de taksam mı?” Ama sonra cevap kendiliğinden geliyor. Bir, daha fazlasını anlamıyorum. İki, asla o kadar dindar değilim. Üç, yazın sıcaklarında o boyunda asılı bir haç bir anda terlememi sağlayacak, o da bir başka dert!
Bir gün bir dükkânda, gözüme parlak bir haç kolye ilişti. Bir yanda “Dindar gençliği temsil ediyor” yazan bir yazı var, diğer yanda ise sadece “şık ve dikkat çekici” bir takı var. Hangi tarafı tercih edebilirim ki? O an, bir soruyla cebimden çıkıp dükkân sahibine sordum: “Peki, bu haç takmak, bir mesaj mı veriyor?” O da şaşkın bir şekilde cevap verdi: “Eee, tabii ya. Moda dünyası mesaj verecek tabii.”
—
İçimden Bir Ses
Yine akşam, annemle çayı içerken birden iç sesim devreye giriyor: “Haç’ı kim takar? Bu soru belki de yaşamda anlam arayanların sorusu. Herkes bir şeyleri takmak zorunda hissediyor; bazıları haç, bazıları ise saat, bazıları ise marka giyiyor. Kimse gerçekten neyi takmasının gerektiğini bilmiyor. Haç takmak, bir şeyin sembolü olmak, bir hayat tarzını yansıtmak demek değil mi?”
Tabii annem bu anlarda biraz endişeleniyor. “Bir insanın neyi takması gerektiğine kimse karar veremez,” diyor. Ama sonra bana takacak bir şey bırakmıyor. “Önce kahvaltıyı yap, sonra çık! Herkesin ne takacağını bilmesi gerekmez.” Yani, annemin gözünden bakınca, bu işin takılacak bir yerinin olmadığını anlamak zor.
—
Sonuçta…
Sonuçta, haç takan kimdir, kim takmaz, bu soru biraz da kendi içsel arayışımızla ilgili. Kimimiz, içindeki anlamı temsil etmek için takar, kimimiz sadece süs olarak. Bu tamamen bireysel bir tercih. Haç, ne kadar önemli bir sembol olsa da, bazen sadece göz alıcı bir aksesuar olabilir. Kim ne takarsa taksın, sonuçta önemli olan neyi temsil ettiğimiz değil, neyi hissettiğimizdir. Yani, kimse kimseyi yargılamasın. Haç takan ya da takmayan herkesin, başkalarının da yaşam tarzlarına saygı duyması gerek.
Bu kadar kafa karıştırıcı bir soruya, bir cevap vermek her zaman mümkün olmayabilir. Ama galiba “Kim takar?” sorusu, bizlere hayatın, seçimlerin ve anlamın ne kadar kişisel olduğunu hatırlatıyor. Yani, takmak isteyen takar, takmayan takmaz. Kimseyi yargılamadan, rahatça yaşayın!